Her zamanki gibi bir Toscana filmi ile devam ediyoruz. Hiç bir zaman bıkmayacağım manzaralar, küçük meydanlar, tarlalarda rüzgarla yuvarlanan saman balyaları, burnuma gelen espresso kokusu, bağ bozumu ve mor üzüm salkımları, Greve'de gece yarısı sunulan adaçayı ile pişmiş et, lavantalara konan şişman bal arıları ve daha neler neler...
İstanbul'da aşayan ve çalışan biri için bir Toscana filmi her zaman tatlı bir moladır. Tazelenmektir, sevgiyi, güzellikleri hatırlamaktır.
Jeremy Taylor (Joshua Jackson) edebiyat alanında bir yerlere gelmeye çalışan fakat bunun için daha çok çabalaması gereken bir yazardır. Çalıştığı yayın evi genç yazarı İtalya’nın kırsal kesiminde yaşayan ünlü yazar Weldon Parrish’i (Harvey Keitel) kendileriyle çalışmaya ikna etmesi için Tuscany’ye gönderir. Jeremy zamanla Weldon’ın kızı Isabella’yla (Claire Forlani) yakınlaşmaya başlar. İlk başlarda kendisine karşı tepkili olan Weldon’la zaman içinde iletişim kurar. Weldon, Jeremy’nin içinde saklı olan yeteneği açığa çıkarma görevini üstlenir. Fakat ustanın da öğrencisinden hayata dair öğrenecekleri vardır.
Keyifle izlemenizi dilerim.
Toscana'da kalın, sevgiyle kalın...
izlemeyi sevdiklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
izlemeyi sevdiklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Şubat 2012 Salı
19 Şubat 2012 Pazar
27 Ocak 2012 Cuma
Juliet’e Mektuplar

Bir filmin peşinden Cortona’ya demiştik daha önce… Şimdi de Verona'ya gidiyoruz.
İtalya hele Toscana yaz yaz bitmez. Ben böylesine güzel, böylesine doğal, sıcak, lavanta kokulu bir diyar görmedim gezmedim. Bir anne olarak söylemek isterim ki; çocuklu seyahatlere çok uygun bir destinasyon. Araba kiralamak kolay, zaten böylesine doğal güzellikleri çocuklarımıza mutlaka göstermeliyiz. Yiyecekler ise çeşit çeşit ve doğal. Yiyecek konusunda hç bir sıkıntı yaşamazsınız garanti verebilirim.
Ben sıklıkla Toscana’da geçen filmleri yüzümde filmin sonuna kadar süren bir gülümseme ile izler, sonra da en yakın fırsatta filmlerin çekildiği yerlere kuş olur uçarım. İşte yine aynı gülümseme ile izlediğim ve büyük keyif aldığım bir filmi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Juliet’e Mektuplar
Filmin konusu; Genç haber dedektifi Sophie, yeni bir restaurant açmak üzere olan nişanlısı Victor ile ön bir balayı için İtalya’ya, Verona’ya tatile gider. Ancak Victor, yemekler konusunda hırslıdır ve Sophie’ye pek zaman ayırmaz. Sophie de kendini, bu güzel şehri keşfe adar ve kısa bir süre sonra da kendine ilginç bir uğraş edinir. Romeo ve Juliet’in evinde, duvarlarda her bir noktada, ziyaret eden insanların sevgilileri ya da âşık olduğu insanlarla isimleri yazılıdır. İnsanlar sevgililerine mektuplar yazar ve cevaplarını almak için de buralara yapıştırırlar. Sophie bu duvardaki mektupları incelerken bir taşın arkasında çooook uzun yıllar önce yazılmış bir mektup bulur ve mektubun yazan bayan ile iletişime geçer, film aynı zamanda bu mektuplara cevap yazan ve kendilerini “Juliet’in sekreterleri” olarak tanıtan ilginç bir gruptan da bahseder. Sonrasını anlatmayayım bu büyüleyici filmi izleyin ve siz karar verin.
Sevgiyle kalın…
20 Ocak 2012 Cuma
Senden kıymetli mi?
Uzun yıllar boyunca organizasyon sektöründe yöneticilik yaptım, pek çok gün pek çok gece birlikte nice sahnelere hazırlandık. Özveri ile gece gündüz demeden çalışan, sanatının mükemmelliği kendisine ve tüm ekip arkadaşlarına yansıyan, büyük müzisyen, değerli eski dost Behzat Bey'i her zaman dinlemekten büyük zevk aldım ,almaya da devam edeceğim.Yolunuz açık olsun.
Sevdiklerimiz için dinleyelim "Senden kıymetli mi?"
Sevgiyle ve müzikle kalın...
17 Ocak 2012 Salı
Bir filmin peşinden Cortona'ya
Kısaca Undar The Tuscan Sun filminin konusu ; San Franciscolu bir yazar olan Frances Mayes'in, (Diane Lane) mükemmel gibi görünen hayatı ani bir olayla sarsılır. Verdiği bir partide kitabını eleştirdiği için ondan hoşlanmayan bir başka yazar kocasının onu aldattığını söyler. Yaşadığı süreç Frances'i derinden etkiler ve artık yazı yazamaz hale gelir.
Ta ki Toscana'ya yapacağı seyahate kadar.
Bu filmi izlemenizi tavsiye ederim, ben defalarca izledim ve yine de izlerim.
Hatta Frances Mayes'in Toscana'ya yaptığı seyahat sırasında gezdiği kasaba olan Cortona ve kasabada aldığı ev Casa Bramasole beni o kadar etkiledi ki, düştüm 2008 yılının Temmuz ayında yollara, aldım yanıma sevgili eşimi, oğlumu ve kardeşimi doğru Cortona'ya.
Büyülü bir kasaba Cortona. Sonra filmdeki müthiş meydanı buldum, çeşmeyi sordum dekordu yapımcılar götürdüler dediler. Olsun dedim bir kusur çeşme olsun. Ve yokuşları bıkmadan, yorulmadan tırmana tırmana Casa Bramasole'yi buldum. Filmde hayranlıkla izlediğim evi gözlerimin önünde görünce sanki filmin içerisindeymişim gibi mutlu oldum. İşte bu yüzden izlemeyi seviyorum, Toscana'yı, Cortona'yı, Frances'i ve Casa Bramasole'yi.
İşte filmin tanıtımı...
En kısa sürede izleyin derim, özellikle yorgun anneler için ideal.
Sevgiyle kalın...
30 Aralık 2011 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












